ANA SAYFA YAZILAR Özgürlük Hakkında

YAZILAR

Özgürlük Hakkında

Hapiste uzun süredir yargılanmayı bekleyenlerin hayat hikayelerini ve son internet ile ilgili haberleri okudukça, özgürlük hakkında daha sık düşünür oldum. "Peki ben ne kadar özgürüm?" diye kendime sordum. 

Eleştirdiğim tarafları çok olsa da bazı ülkelere kıyasla demokratik denebilecek bir ülkede yaşıyorum. Özgürlüklerin önemsendiği söylenen bir çağdayım. Bir kadın olarak yaşadığım çevreye kısıtlayıcı denemez. Sağlıklıyım. Arabam, idare edecek kadar param, işim var. O zaman ben özgür biriyim. Gerçekten öyle mi?

Bu son soru beraberinde şöyle bir saptama yapmama neden oldu: "Sandığımız kadar özgür olmayabiliriz" İstediği evi, arabayı alabilmek için günde 9-10 saat çalışanlar ne kadar özgürdür? Sırf demode denmesin diye rahat edemedikleri trendy kıyafetlere bürünenler ne kadar özgür? Kendinde üstün gördüğü kişi veya toplum tarafından kabul görmek adına fikirlerini göz ardı edenler nasıl özgür olabilirler? Eşinden korkan bir kadın özgür sayılabilir mi?

...

Kendimle ilgili olarak ise, vazgeçemediğim alışkanlıklarımın özgürlüğümü kısıtladığını farkettim. Alışkanlıklarımız bizim prangalarımız. Örneğin seyahate çıkmayı çok severim. Yine de günlük rutinimi bozacak olmaktan dolayı gizli bir direnç hissederim içimde. Bavul hazırlamak da bir başka sorun yaratır. Evde sıklıkla kullandığım pek çok şeyi götürmeye kalkışırım. Kremler, ilaçlar, kitaplar... Ayakkabı ve kıyafetlerden hiç bahsetmeyeyim. Bir de elektronik eşya bolluğu var. Onların şarjları filan... Böyle zamanlarda eşyalara ne kadar bağımlı olduğum ortaya çıkar. Yıllar geçtikçe daha çok ve çeşitli alışkanlıklar geliştiriyor insan. Kimileri bir kahveye bir sigaraya mahkum yaşıyor. Alışkanlıklarına sıkı sıkı yapışıp, sonra da "prensipli insan" kılıfına sığınarak övünüyor bazıları. En vahimi ise sevdiklerimize olan bağımlılığımız. Çocuklar 40'ına geliyor, hala onlara anne-babalık taslayıp çocuk muamelesi yapılıyor. Kimi çocuklar da çocuk rolüne dünden razı. Bana en komik geleni de, emekli olmasına rağmen eski iş ünvanlarını taşımaya devam edenler. "Emekli genel müdür", "emekli albay"...

Diyebilirim ki: Vazgeçebildiğimiz oranda özgürleşebiliriz. (Bu cümleri bir yerde mi okudum, şimdi mi buldum bilemiyorum ama güzel bir slogan olur.)

Özgürlük, dış şartların getirisi midir sizce?

Özgürlük ve barışın en çok önemsendiği çağda olmamıza karşın eksikliklerini dünyaca yaşıyor olmamızın bir anlamı olsa gerek. Özgürlük iç dünyamızda hissedilen bir hal, hatta bir bilinç düzeyidir. (Bağımsız anlamına gelen İngilizce "independent" kelimesinin açılımı, in-dependent yani "içe bağlı"dır.)

Belki de henüz bu bilince sahip olmadığımız için tam anlamıyla özgürleşemiyoruzdur. Bir şeylere sahip olma bilinciyle yaşadığımız sürece özgürleşmek zor. O "benim" (bana ait) dediklerimizden biri bile zarar görürse tüm hayatımız alt üst olabiliyor. Elimizdekileri küçük bir çocuk inadıyla bırakmamak ve daha da fazlasına sahip olmak için çabalayıp duruyoruz. Kaybetme korkumuz da o oranda büyüyor. Evrenin yasaları icabı, elimizden alındıklarında ise üzüntü, depresyondan tutun da cinnet getirmeye kadar geniş bir yelpazede tepki gösterebiliyoruz.

Başka bir deyişle beklemediğimiz veya istemediğimiz olaylar karşısında duygularımızın bizi sürüklemesiyle elimizin altında ne tür tepki varsa onu sergiliyoruz. Artık ağlar tepinir miyiz, elimize geçeni fırlatır mıyız, olmadık şeyler mi söyleriz?... Kimse bilemez, biz bile. 3. sayfa haberleri işte aynen böyle yaşanıyor. Sonra da "elimde değil, ben duygusalım, ben öfkeliyim, istemeden yaptım, istemeden söyledim..." derken buluyoruz kendimizi. Duyguların bile esiri olmuşsak, nerede kaldı özgürlük?

Hayatta her an istemediğimiz olaylarla karşılaşma potansiyeli vardır. Hiç bir olayı ve kişiyi kontrol edemeyiz. Bunu biliriz fakat sahip olma bilincimiz nedeniyle her şeyi kontrol edebileceğimiz yanılsaması içinde kalırız. Hatırlamalıyız ki, emanet bir dünyada ve bedende yaşıyoruz. Kendimizin oluşturmadığı ve de aklımızın kavrayamadığı bir sisteme dahiliz. Deneye, yanıla, anlaya ilerlemekteyiz. Bu dünyadaki kısıtlı süremizden sonrasını spekülasyonlar varsa da bilmiyoruz.

Tam da burada özgürlüğe dönelim. Sizde de "Peki özgürlük nedir? Madem o kadar da özgür olamıyoruz, neden bu kadar peşindeyiz?" tarzı sorular oluştu mu? Özgürlüğe bu kadar düşkün oluşumuz ve ısrarla arayışımız sistemin zekice bir yönlendirmesi diye düşünüyorum. Çünkü özgürlük aslında bir erdem ve içinde bir çok başka erdemi de barındırıyor. Sarsılmazlık, cesaret, özgüven, özsaygı, vicdan, irade, akıl... İlk aklıma gelenler. Şimdilik onu yanlış yerde arıyoruz. Özgürlük dışarıda bulunamaz. İçtedir, dışa yansır. Bir gün içimizde bulunmayı bekleyen özgürlüğümüze ulaştığımızda diğer kayıp sandığımız erdemlerimizle de karşılaşacağız. İşte o zaman dünya çok daha güzel bir yer olacak.