ANA SAYFA YAZILAR Karanlık ile Işık, Sevinçle Üzüntü, Burukluk ve Bayram Etmek ...

YAZILAR

Karanlık ile Işık, Sevinçle Üzüntü, Burukluk ve Bayram Etmek ...

Hepsi elele vermiş, hepsi bir arada. 
Ne zaman değil ki?



Bu dünya ikilikler (düalite) dünyası, bunu azıcık gözlemci olan herkes bilir. Her şey zıttıyla var. Bu durum kafa karıştırıcı olsa da aslında hayat dersleri onlar sayesinde alınıyor. Zıtlıklar arasında bir o uç, bir bu uç diye dolanırken anlıyoruz bir şeyleri. Kimi zaman sıkıldığımız için farklı bir şeyler denemek uğruna, kimi zamanda evrenin bizi savurmasıyla...
Özgürlüğün ne kıymetli olduğunu onun yokluğunda kavrıyoruz. Sağlıklı olmanın en büyük zenginlik olduğunu sağlığımızdan olunca farkediyoruz. Gece olmasa gündüzü, gündüz olmasa geceyi bilemeyiz.

Sanırım madalyonun öteki yüzüne dikkatimizi çekmek için "çok gülersen ağlarsın" demiş atalarımız, yoksa bizi korkutmak veya gülmemizi engellemek için değil.
Aslında ilahi aklımızı ve görme gücümüzü %100 kullanıyor olsak hayatın bu dengeleme mekanizmasını anlayıp her iki zıt ucu deneyimlemeye gerek kalmadan merkeze dönebiliriz. Bu yetenek hepimizde var. Sadece henüz farkında değiliz. Bu gücümüzü farkedip kurban-suçlu rolü oynamaktan sıyrıldığımızda dünya çelişkilerin, çatışmaların olmadığı barış ve sevgi dünyası olacak.
Bizler dünyada barış istiyoruz fakat zihnimizdeki çatışmalara bile son veremiyoruz.
Dünyanın kendine ait bizden bağımsız işleyen sistemini anlayıp onu kontrol etmek yerine, ona uyumlanmamız gerektiğini bir türlü anlamak istemiyoruz. İnatçı, şımarık, küçük çocuklar gibi istediğimizi almak için ayağımızı yere vurarak direniyor ya da çığlık çığlığa ağlıyoruz. Sorumluluklarımızı ele almaktan kaçtığımız sürece barışı sadece istemekle kalacağız. 
En büyük sorumluluğumuz kendi zihnimizi öfke, kin, hırs, üzüntü gibi olumsuzluklardan arındırma çalışmaları yapmak. Herkes kendi kapısının önünü temiz tuttuğunda sokaklar temiz kalabiliyorsa, dünyada barış istiyorsak önce içsel barışı sağlamalıyız. 
Spiritüel yaklaşıma göre yaşadığımız şu dönem çok önemli. Evren biz değişemediğimiz için bir şeyleri değiştirmeye kararlı. Dünyada yaşanan kaos (ekonomik, siyasi veya doğal) hepsi bir saat alarmı işlevi görmekteler. Kişisel karmaşalar da öyle. Artık uyanma zamanı geldi. Her uyanış gibi zorlu ve sersemletici. Uykudayken bambaşka bir gerçeklikte yaşıyorduk. Şimdi ise tüm bildiklerimiz temelinden sarsılıyor. Yeni bir gerçekliğe gözlerimizi açmak üzereyiz.   Sabah en çok, tatlı uykundan uyanıp sıcak yatağından kalkma zamanını bildiren alarmı duyduğunda zorlanırsın. Şimdi de olan bu. Uyku mahmurluğu ile öfkeleniyor, üzülüyor, bildiğimiz alanımızdan çıkmamak için direniyoruz: "biraz daha, biraz daha..."
Bir kez gözlerimizi tamamen açıp içlerine ışığın girmesine izin verdiğimizde uyanacağız. Bu dönemde yapmamız gereken zorlansak da yüzümüzü ışığa dönmektir, hepsi bu. 
Sabahları bizi uyandıran alarma kızmak ne kadar anlamsızsa yaşanmakta olan zorluklara kızmak, üzülmek de o kadar boş ve gereksiz. Onlar sadece uyandırma görevini gerçekleştiriyor. Çünkü yol devam ediyor.
Bizler tekamül eden, gelişen varlıklarız. Yolda olması gereken yolcularız. Yola devam etmek cesaret, sabır, sevgi, vizyon, dinginlik, inanç, kararlılık gibi bir çok erdem gerektiriyor. 
Özümüzde var olan bu erdemleri hatırlayıp kullanabilmemiz dileği ile, iyi bayramlar...